Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KLÂSİK ŞİİRİMİZDE BEŞERÎ AŞK

Klâsik şiir ve şairlerimizle ilgili değerlendirmeler yapılırken beşerî aşk ve ilahî aşk nitelemeleri arasında büyük kararsızlıklar yaşanmaktadır. Bir şairden söz ederken veya bir şiir ele alınırken, bu tedirginlik çoğunlukla taşınır. Bu durumu tespit etmek ve genel değerlendirmelere ışık tutmak üzere sadece son yıllara ait iki örneğe yer verelim: ''Özellikle Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmi'den başlayarak Yûnus Emre, Eşrefoğlu Rûmî, Dede Ömer Rûşenî, Niyâzi-yi Mısrî, Seyyid Nizâmoğlu Seyfullah, Nesîmî ve daha birçok mutasavvıf şairin manzum ve mensur eserleriyle gazel-ilâhilerinde tasavvufî özellikleriyle ele alınan aşk konusu, divan edebiyatının Şeyhî, Bursalı Ahmed Paşa, Necâti, Zâtî, Hayâli, Fuzûlî, Nâilî, Nâbî, ve Şeyh Gâlib gibi isimlerinin şiirlerinde ilâhî ve maddî-beşerî; Bâkî, Şeyhülislâm Yahyâ, Şeyhülislâm Bahâî, Nef'î ve Nedîm gibi şairlerde ise daha ziyade maddî-beşerî yönleriyle ele alınmıştır. Ancak bütün bu eserlerde maddî-beşerî-mecâzî yönleriyle ele alınan aşk...